Tartışma ve Haklı Çıkma Sanatı -I





Tartışmaların çoğu hakikati aramak için değil, üstünlük kurmak için yapılır.

 Dolayısıyla nesnel açıdan haklı olmanız, tartışmanın lehinize sonuçlanacağını garantilemez. Tartışmayı dinleyenler, eşlik edenler sizi haksız bulabilir, hatta zaman zaman savunduğunuz fikirden siz bile şüphe edebilirsiniz. Mesela karşı tarafın sunduğu bir kanıt, sizin kanıtınızı çürütebilir. Bu haksız olduğunuzu tek başına kanıtlamaz. Ancak tartışmanın yönünü değiştirebilir. Böylece siz haksız görünürsünüz. Yani mesele burada gerçekten haklı olmak değil, haklı çıkmaktır. 

Bu durumu Schopenhauer, ''Eristik Diyalektik'' adıyla sistemleştirir. Metin halk dilinde '' Haklı çıkma sanatı'' olarak da bilinir. Schopenhauer'in alaycı bir tonla yazdığı, aynı isme sahip (Eristik Diyalektik) kitabı da, tartışma sanatının inceliklerini ifşa eder. Tabii kitapta bahsedilen, gerçek bir tartışma yürütmekten ziyade, etik olmayan yöntemlerle tartışmadan galip çıkmaktır. Dolayısıyla bu yazıda bahsedeceğim yöntemler de etik değildir. 


Tartışacağımız Kişiler


Tartışmayı tercih edeceğimiz kişiler, asla taktik uygulamaya ve hileye başvurmaya ihtiyaç duymayacağımız kişilerdir. Amacı, doğruyu ve hakikati aramak olan zeki insanlarla tartışmak her zaman en iyisidir. Kendi argümanı çürüdüğünde bunu kabul edecek kadar dürüst olmalıdır. Otoritenin ona dayattıklarına gözü kapalı inanmayan, sorgulayıcı bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Egosuna yenik düşüp, sizin argümanınız yerine, kişiliğinize saldıracak kadar ezik olmamalıdır. Adaletli ve başka fikirlere hoşgörülü olabilen bir zihinsel kapasitesi de varsa, o kişi gerçekten tartışmaya değer bir insandır. Bu bahsettiğim özelliklere sahip insan, muhtemelen 100 kişi içinden bile zor çıkar. Geri kalanlar ise bu özelliklerin aksini barındıran insanlardır ve onlarla ''gerçek'' bir tartışma yürütmeye çalışmak hata olur. Çünkü bu duvara konuşmaktan daha faydasızdır. 

Desipere est juris gentium. (Budalalık insan hakkıdır.)

-Aristoteles 

Elbette yapacağımız tartışmalarda karşımıza bu sınıftan insanlar çıkar. Onların başvurduğu hileleri bilmek, argümanlarımızı daha iyi temellendirmek ve onların tuzaklarına düşmemek için önemlidir.    


HİLE 1: AD HOMİNEM (KARALAMA)


Sunduğunuz argüman yerine kişiliğinizdeki noksanlıklar ve çelişkiler gündeme getirilir. Ne kadar mantıklı bir argüman sunduğunuz önemli değildir. Karşınızdaki kişi, kaybedeceğini anladığı an karakterinizle ilgili yorumlar yapmaya başlar. Argümanınız ile kişiliğiniz arasındaki çelişkiye değinebilir. Hatta argümanınız ile hiçbir bağlantı kurmadan, sadece sizi küçük düşürmek için bu hileye başvurabilir. Böylece spot ışıklarını, bir anda sizin karakterinizdeki ''kusurlara'' çevirmiş olacak ve paçayı sıyıracaktır. ''Ad Hominem'' , mantıksal bir safsata olarak kabul edilir. Örnek: 

-Gençler için daha fazla aktivite ve etkinlik düzenlenmesini isterdim.

+Ne tuhaf, evden çıkıp yürüyüş yaptığın bile yok. Eksik olan şey etkinlik mi gerçekten? 

Muhalifiniz burada, dikkatinizi dağıtmayı ve egonuzu sarsmayı amaçlar. Daha nesnel olan argümanınızın üstünü kusurlarınızla örtmeye çalışır. Kişiliğinizi savunmaya geçtiğinizde, fikrinizi arka plana atmış ve tuzağa düşmüş olursunuz. Savunma şu şekilde olabilir: 

''Yürüme alışkanlıklarımı konuşmak yerine, fikrimi tartışalım. Eğer daha iyi bir fikrin varsa onu da konuşabiliriz.''


HİLE 2: GENİŞLETME 


Bu hilede, argümanınız olabildiğince genel bir noktaya çekilir ve abartılır. Ne kadar spesifik bir argüman olduğu önemli değildir. Burada amaç, sizin söylediğinizi çarpıtarak niyetinizi sorgulamaktır. İddianızın sınırları oldukça gevşetilir ve bu tuzağa düşerseniz, savunmadığınız bir şeyi savunuyor gibi görünebilirsiniz. Örneğin, kitap okumak için hiç boş zaman bulamadığınızı söylediğinizde, karşı taraf bunu şu şekilde genişletebilir: 

''Demek ki kitap okumanın boş zaman aktivitesi olduğunu düşünüyorsun. Yani kitap okumak da senin için boş bir eylem.''

Eğer bu hileye, kendinizi açıklamaya çalışarak yanıt verirseniz tuzağa düşersiniz. Sizin vereceğiniz cevap, onun genişlettiği sınırları tekrardan daraltmalı. Mesela:

''Kitap okumanın boş olduğunu değil, takvimimin doluluğunu anlatmak istedim. Lütfen konuyu şişirmeyelim.'' uygun bir cevaptır.


HİLE 3: HOMONİMİ (EŞADLILIK)


Bu hilede, kurduğunuz cümleden bir kelime alınır ve farklı bir anlama çekilir. Buna ''Cımbızla Çekme'' yöntemi de diyebiliriz. Somut olarak söylediğiniz bir kelime, soyut anlamıyla ele alınabilir. Muhalifiniz, söylediğiniz kelimenin eş anlamlısı üzerinden argüman kurarak, sizi tartışmadan düşürmeyi amaçlayabilir. Fikrinizi çarpıtmak için cümlenizdeki bir kelimeyi hedef alır ve tartışmanın yönünü değiştirir. Mesela: 

-Bu resimde, insan doğasının kırılganlığı çıplaklıkla anlatılmış.

+Çıplaklık  senin için kırılganlık yani? Üstümüze bir yaprak koyduğumuzda daha güçlü olduğumuzu düşünüyorsun sanırım. 


Burada muhalifiniz,  soyut anlamıyla kullandığınız ''çıplaklık'' kelimesini koz olarak kullanıyor. Sizin ''çıplaklık'' kelimesiyle kast ettiğiniz burada ''net, açık, saf'' anlamlarına geliyorken, muhalifiniz bunu giyim üzerinden değerlendirdi. Sonra da, sizin algılayış biçiminize saldırıda bulundu. Cevabınız şu olabilir: 

''Bahsettiğim çıplaklık, giyimle alakalı değil. Bu kelimeyi, resmin sahiciliğini anlatmak için kullandım. Giyimi veya tekstili tartışmak yerine, resim hakkında konuşalım.''  


Buna benzer bir safsatayla karşılaştığımızda, böyle bir savunma uygundur. Üstelik muhalifimizin bizi çekmek istediği noktaya gitmemiş oluruz. Konuşma, ortaya attığımız ilk görüş üzerinden ilerler. 


HİLE 4: MUTLAKLAŞTIRMA


Bu hilede, belirli durumlar ve olasılıklara dayanarak kurduğumuz argüman, sanki genel bir durumdan bahsediyormuşuz gibi değerlendirilir. Anlam ne kadar koşullara bağlı olsa da, muhalif o koşulları yok sayacak ve söylediğiniz cümleden çok genel bir yargı çıkaracaktır. Siz ''Bazı durumlarda X gerekir'' dersiniz ama karşınızdaki kişi ''Sen X'in her zaman gerekli olduğunu düşünüyorsun!'' deyip, söylediğinizi mutlaklaştırır.

Örnek: 

-Bazen insanın kendisine küçük jestler yapması iyidir. Patlamış mısırını alıp güzel bir film izlemek veya alkol içip arkadaşlarla sohbet etmek gibi...

+Sağlıksız yaşam, insana iyi gelen bir şey mi yani? Bu şekilde bir hayat sürdürülemez. ''İyi'' diyerek, sağlıksız bir yaşamı savunuyorsun. 


Bu örnekte muhalif, belirttiğim miktarı ve sıklığı dikkate almıyor. Hatta görüşümü, genel bir yargı olarak ele alıyor. Oysa ki ben, ''Küçük jestler'' ile miktarı; ''Bazen'' ile de sıklığı belirttim. Cevabımızın mantığı basit:

''Burada sağlıksız bir hayatı savunmuyorum. İnsan hayatındaki küçük molaları savunuyorum. Aradaki devasa farkı görebiliyorsun değil mi?'' 

Yani ilk başta belirttiğim miktar ve sıklığı, bu şekilde tekrar vurguluyorum.  


HİLE 5: SAFSATAYI AVANTAJA ÇEVİRMEK


''İnsanlarla, onların kendi saçmalıkları üzerinden konuşun ki anlayabilsinler.''


Bu hile aynı zamanda ''Yanlış Öncüller Kullanma'' olarak geçer. Eğer karşıdaki insan, savunduğunuz doğruyu kabul edemiyorsa onu yanlış bir yoldan yürütüp, doğru sonuca kavuşturursunuz. Oradaki yanlış yol da, muhalifimizin düşünce biçimidir. 

Bunu örneklendirelim, daha çok netleşsin: 

Diyelim ki bir arkadaşınız çok sağlıksız yaşıyor ama dış görünüş, imaj konusunda da takıntılı birisi. Siz ona sağlıklı yaşamanın önemini destekleyen argümanlar sunsanız da, o bundan bir şekilde sıyrılmaya çalışıyor. Bu hileyle, ona sağlıksız yaşamanın fiziksel görünüşünü olumsuz etkileyeceğini anlatan bir argüman kurmak; hatta bunu abartmak, onun korkmasına ve ikna olmasına sebep olacaktır. Şunu diyebiliriz: 

''Sağlıklı yaşamazsan, gözlerinde canlılık kalmaz. Tenin daha soluk görünür ve erken yaşlarda çökersin. İmajın çok zarar görür ve yalnız kalma ihtimalin artar.''  

Böylece karşıdaki kişi, başta savunduğunuz ''sağlıklı yaşama'' fikrini kendi açısından değerlendirecek ve mantıklı olduğunu anlayacaktır. Bu hileyle karşılaştığınızda yapacağınız savunma şu şekilde olabilir:

''İmajım tamamen sağlıklı yaşamaya bağlı değil. Dünya, sağlıklı yaşamadığı halde oldukça popüler ve çekici insanlarla dolu. Sonuçta haklı olsan da, kurduğun mantık çürük.'' 


Böylece, bu sinsi tuzağa düşmeyip tartışmaya devam edebilirsiniz. 




Önemli Bir Uyarı ve Yazının Devamı


Kandırma ve hile yollarına dayalı bu yazıyı, haklı çıkmak için değil; bu hilelere başvuran insanlara karşı kendinizi savunabilmek için kullanmanız en sağlıklısıdır. Gerçekten haklı olmayıp, haklı çıkmanın ne size ne de karşı tarafa bir faydası vardır. Kendinizi ve karşı tarafı kandırıp, egonuzu tatmin etmenin ''gerçek'' bir faydası olamaz. 

Yazıyı yazarken faydalandığım ''Eristik Diyalektik'', ironi ve alaycı bir dil kullanır. Bu sebepsiz değil. Çünkü A. Schopenhauer, haklı çıkmaya çalışan insanların, tartışılmaya değmeyecek insanlar olduğunu düşünür. Yine de kitabının ismini,  içeriğini haklı çıkma sanatına dayandırır ve bu ironinin belirgin bir parçasıdır. Dolayısıyla, bu yazıyı dayandırdığım nokta ironiktir ve karşınızdaki insanların mantıksız amaçlarının mantığını anlatır. 



 









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stoacılık Eleştirilerim

Stoacılık Notları