Kayıtlar

Tartışma ve Haklı Çıkma Sanatı-II

Resim
  A. Schopenhauer'in ''Eristik Diyalektik'' kitabından yardım alarak yazdığım serinin ilk bölümünde, tartışmalarda haklı çıkmak için kullanılan 5 farklı hileyi ele almıştım. Ayrıca, tartışmaya değecek insanın hangi özelliklere sahip olması gerektiğinden bahsetmiştim.  Bu bölümde bahsedeceğim hileler, önceki yazının devamı olacak. Bunlar: 6-Kanıtı Varsayma (Petitio Principii) 7-Bir Anda Çok Soru Sorma 8-Kızdırma 9-Soru Sırasını Karıştırma 10- Zıddını sormak  HİLE 6: Kanıtı Varsayma (Petitio Principii) Bu hilede, henüz kanıtlanmamış bir yargıyı, kanıtlanmış gibi sunarsınız. Kurduğunuz argümanın arasına sıkıştırıp, görünmez kılarsınız. Böylece karşı taraf, sunduğunuz argümana genel olarak cevap vermeye çalışırken, kanıtlanmamış bir yargıyı yem olarak yutacaktır. Bu soru sorarken yapılırsa daha kuvvetli olur. Çünkü karşı taraf soruya nasıl cevap vereceğini düşünürken, soruyu sorgulamaz.  Mesela: ''Bak! Yıldız kaydı, ne dilek diledin?''  ''Onun kö...

Tartışma ve Haklı Çıkma Sanatı -I

Resim
Tartışmaların çoğu hakikati aramak için değil, üstünlük kurmak için yapılır.  Dolayısıyla nesnel açıdan haklı olmanız, tartışmanın lehinize sonuçlanacağını garantilemez. Tartışmayı dinleyenler, eşlik edenler sizi haksız bulabilir, hatta zaman zaman savunduğunuz fikirden siz bile şüphe edebilirsiniz. Mesela karşı tarafın sunduğu bir kanıt, sizin kanıtınızı çürütebilir. Bu haksız olduğunuzu tek başına kanıtlamaz. Ancak tartışmanın yönünü değiştirebilir. Böylece siz haksız görünürsünüz. Yani mesele burada gerçekten haklı olmak değil, haklı çıkmaktır.  Bu durumu Schopenhauer, ''Eristik Diyalektik'' adıyla sistemleştirir. Metin halk dilinde '' Haklı çıkma sanatı'' olarak da bilinir. Schopenhauer'in alaycı bir tonla yazdığı, aynı isme sahip (Eristik Diyalektik) kitabı da, tartışma sanatının inceliklerini ifşa eder. Tabii kitapta bahsedilen, gerçek bir tartışma yürütmekten ziyade, etik olmayan yöntemlerle tartışmadan galip çıkmaktır. Dolayısıyla bu yazıda b...

Derinlikten Uzak Olan Popüler Oluyor

Resim
  Günümüzde herhangi bir  müzik platformunun ‘’En çok dinlenenler’’ listesine bakınca, zirveyi paylaşan şarkıların bazı özellikleri dikkatimi çekiyor:   Şarkılar genellikle kısa, sözler basit ve yüzeysel, elektronik öğeler baskın. Dinlenmek için değil, tüketilmek için üretilmiş müzikler… Hızlı ve yüzeysel tüketime alışmış toplumun el üstünde tutacağı özelliklere sahip hepsi. Sonuç olarak da, onları zirvede görüyoruz. Bir ara ‘’beyin çürümesi’’ oldukça popüler bir kullanımdı. Akla değil de, insanın haz ve şiddet dürtülerine oynayan seks, alkol, uyuşturucu, lüks, şöhret içerikli şarkılar bana bu kullanımı hatırlatıyor. Fakat tüm bu saydıklarımın aksine, derinlik, sabır ve akıl ister. Hatta bazen rahatsız eder. Bir şarkı, bu çağda böyle özellikler barındırırsa, nasıl popüler olsun? Hız çağındayız ne de olsa. Bir şarkı daha ikinci dakikasında dinleyiciyi zorlamaya başlarsa risklidir. Bu risk algoritmalar tarafından ödüllendirilmez. Çünkü algoritmalar niteliğe değil, n...

Stoacılık Eleştirilerim

Resim
  Bir önceki yazımda, Stoacılık felsefesini, aldığım notlar ve çıkarımlarım üzerinden size anlatmaya çalıştım.  Ne kadar güçlü ve günlük hayata uygulanabilir bir felsefe olsa da, onu daha iyi anlamanın yolu yalnızca güçlü yanlarını değil, zayıf kaldığı noktaları da görmektir. Hayatın sırrını teoride çözdüğü gibi, pratikte de çözen bir felsefe olmasa gerek. Dolayısıyla, bu yazıda Stoa felsefesinin zayıf ve eleştirdiğim yönlerini okuyacaksınız. Duyarsızlaşma   Stoacı filozoflar, insanın dışarıya değil, kendi düşüncelerine odaklanıp onları sorgulaması ve gerçekliğe uygun bir biçime sokmasını savunur. Dolayısıyla, gerçekleşen olayların bize hissettirdiği duygu, düşüncelerimizden kaynaklanıyor. Dinginlik halinde değilsek, (hep öyle olmamız mümkün değil) düşüncelerimize dönmemiz gerekiyor. Peki, her zaman kendi düşüncelerimize odaklanıp, huzurlu olmaya çabalarsak, dışarıdaki adaletsizliklere ve haksızlıklara neden sesimizi yükseltelim? Bir haksızlıktan dolayı öfkelenmek, strese...

Stoacılık Notları

Resim
  Antik dönemlerde, insanlar mutlu, huzurlu ve anlamlı hayat yaşamanın yollarını ararlardı. Bazıları için mutluluk, acıdan kaçıp hazza yönelerek mümkündü. Başka bakış açılarına göre ise mutluluk, maldan mülkten bağımsız ve özgür olarak mümkün olurdu. Helenistik dönemin önde gelen felsefe okulları; kiniklere, epikürcülere ve stoacılara aitti. Epikürcülük, mutlu bir hayatın, acıyı en aza indirip zevke odaklanarak mümkün olacağını savunurdu. Zaten doğamız acıdan uzak durup, zevk ve keyif almaya eğilimlidir. Günümüzde insanlar, bu eğilimin kurbanı olmuş; kapitalizm laboratuvarında kullanılan denekler olarak, ekranlara ve tuşlara kilitlenmiştir. Hazlarla uyuyup, acının onu uyandırmasından kaçmaya alışmıştır. Ve günümüzde haz seçeneği o kadar fazladır ki, gerçeği perdelemek zor değildir.  Çünkü insanlar, onlara haz veren yalanları, acı ve huzursuzluk veren gerçeklere tercih ederler.  Fakat bu döngüden çıkmayı ve ''gerçek'' mutluluğu yakalamak isteyen insanlar kendisine farklı...

Yüksek Sesle Konuşanlar

Resim
  Bazı insanların sesi daha yüksek çıkar. Cevap bulamayanların aksine, onlar tüm cevapları bilir. Sınıfta, kafede, işte, evde, ya da halkın karşısında kürsüde görürsünüz onları. Büyük bir özgüven ve eminlikle konuşurlar. Eğer yeterince dikkatli değilseniz, bir şey bildiklerine inanır ve onları alkışlarsınız. Ama bazı insanların sesi çok daha kısık çıkar. Belki de en derin zekâya sahip olmalarına rağmen... Güçlü ruhlar, sessizlikte kaybolup gidebilir-Onların sesini kısmaya çalışanlar yüzünden. Zayıf bir bedende güçlü bir yürek olabilir; tıpkı güçlü bir bedende zayıf bir yürek olabileceği gibi. Ve toplum, anlamlı konuşanları değil; boş ama yüksek sesle konuşanları alkışlıyor. Çünkü anlamak için kafa yormak gerekir. Ancak biraz sesinizi yükseltirseniz, insanlar sizi alkışlaması gerektiğini düşünecektir.  Yalanlarınızı bağırarak söylediğinizde, size inanacaklardır. Bir de haklı olmak, ya da öyle görünmek önemlidir. Haksız olduğunu bildiği halde, sesini yükselterek haklı çıka...

Erkenden Olgunlaşan İnsanlar (SENEX ARKETİPİ)

Resim
  Bir önceki yazımda bahsettiğim ''Puer Aeternus'' arketipinin aksine, ''Senex'' arketipine sahip insanlar, erken yaşlarda yetişkin gibi davranırlar. Küçük bir bedende olgun ruha sahiptirler. Puer Aeternus yetişkin olmaktan kaçarken, Senex de çocuk olmaktan kaçar. Eğer ''Puer Aeternus'' yazımı okumadıysanız, önce onu okumanız bu yazıyı daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.  ''SENEX'' KELİMESİNİN KÖKENİ Latince bir kelime olan ''Senex'', Antik Roma'da iyi gelirli aileleri olan yaşlı adamlar için kullanılırdı. Senatör sözcüğü de buradan türemiştir.  Jung'un tanımladığı bu arketip, aynı zamanda hepimizin aşina olduğu klasik edebiyat, kurgu figürüdür. Büyücü, yaşlı bilge adam olarak tasvir edilir. Peygamberler, gurular, filozoflar ve bilgeliğe sahip tüm karakterler bu arketipe örnek olabilir.  Athena, Merlin, Gandalf Senex arketipini anlamak için mitoloji ve edebiyat figürlerine bakalım.  Akıl, bilgelik, z...