Nihilizm de Bir Fikirdir
Hayatın anlamlı olduğunu düşünmek, bir yük olabileceği gibi, aynı zamanda yolun pürüzsüz olmasını da sağlayabilir. Pürüzsüz bir yolda giden insanın da, hayatın anlamıyla ilgili dertlerinin olması mümkün. Çünkü yol pürüzsüz olsa bile, yolu kapatan bir heyelan sonucunda, o yolun aslında bir illüzyon olduğunu anlarsın. Heyelan yolu kapatmaz. O ''yol'' denilen gerçekliği sarsar. Bu da nihilizmin doğması için iyi bir zemin sağlar. Bazı insanlar bunu çocuklukta, ergenlikte yaşarken; bazı insanlar bunu yetişkin olduğunda anlar. Diğerleri ise ömür boyunca bu ''anlamsızlık'' düşüncesini tatmaz bile. Belki öyle bir ortama hiç girmediler ve kendi kabuklarından çıkabilecekleri hiçbir şeyi yaşamadılar.
Nihilizmin karanlık boşluğuna çekilen insanlar, bunu sorgulamadan asla yapamazlar. Sonuçta hayatın, evrenin bir amaca hizmet etmediğini ve anlamsız olduğunu söyleyebilmek için ciddi bir sorgulama süreci gerekir. Sadece varoluşsal değil, toplumsal ve kültürel değerler de sorgulanmalıdır. Geleneklerin kutsal olmasını, mülkiyeti, kültürü, toplumu ve toplumsal normları, doğayı ve buraya ekleyebileceğimiz her şeyi sorgulamaktan bahsediyorum.
Bu kadar sorgulamanın sonucunda, insanın ''gerçeklik'' anlayışı muhtemelen sarsılır. Bir de hayatın ''anlamsız'' olduğu kanısına varmış bir insan için günlük alışkanlıkları sürdürmek de kolay olmaz. (Pozitif bir yöne evrilmemişse)
Genellikle hayatın bir anlam sunmadığını düşünmek, negatif bir düşünce gibi algılanır. Çünkü anlam yoksa, yaşam da olmamalıymış gibi gelir çoğu insana. Oysa ki, tam olarak hayatın anlamsız olması, pozitif bir bakış açısına zemin hazırlayabilir. Nihilizm çukurundan, ''oyun bahçesine'' çıkan felsefi görüş: ''Optimistik Nihilizm'' dir.
Nihilizmin pek çok türü var. Bazıları maddeyi, ahlakı, bilgiyi incelerken; diğerleri de varoluşu, evreni, politikayı nihilist çerçeveden ele alır. En çok üzerinde durulan elbette ''Varoluşsal Nihilizm'' dir.
Varoluşsal Nihilizm
Eğer evrenin ve varoluşun anlamsız olduğu kanısına vardıysak, buradan sonraki durağımız kendi anlamımızı yaratmak olur. Bu durağın bulunduğu senaryoya ''Varoluşçuluk'' denir. Ancak böyle bir durağa uğramayıp, anlamsızlık rüzgarına kapılarak süzülmeyi tercih ediyorsak, bu da ''Varoluşsal Nihilizm'' olur.
Aslında, anlam yüklemeden bir yargıya varamazsın. Çünkü felsefe zaten bir anlam yükleme işidir. Varoluşsal nihilizme kapılan insanlar bunu bilerek, paradoksun içinde olduklarını kabul ederek böyle bir hayat biçimini seçebilirler. Yani, ''anlamsız'' olan bir hayatı, insanın ''anlamsız'' şekilde yaşayamadığını kabul etmezlerse, muhtemelen kendilerini manipüle ederek bir ömrü sürdürecekler. Uzayın, yıldızların, denizin; yani tüm bu varoluşun bize anlam vermediğini savunsalar bile, ''anlamsız'' dedikleri hayata aslında ister istemez anlam yüklediklerini fark edemezler. Çünkü bir anlamın olmamasının verdiği duygu, yine bir anlamın sonucudur. Bu da, ''Hayat anlamsız ve bu yüzden...'' cümlesinin devamına konulabilecek her hangi bir yargı olabilir. Çünkü, gerçekten de hayatın sadece anlamsız olduğunu bilmek, bir yargıya varılmadıkça yine boş kalıyor. Hayatın anlamlı olduğunu bilmek de, bir yargıya varılmadıkça boş kalır. Var olmanın anlamsızlığı, yine bir eyleme hizmet eden fikirdir. Bu intihar da olabilir, güç sahibi olup her şeyi fethetmek için harekete geçmek de olabilir. Aksine hayatın anlamlı olduğunu düşünen birisi, tam olarak bu yüzden eylemsiz kalabilir. Çünkü her fikir, farklı psikolojilerde, farklı eylemlerin yakıtı olur. Bu yüzden Nihilizm, hayatın varılan son noktası değil, bir eyleme yakıt olacak fikirdir ancak.

Yorumlar
Yorum Gönder